Sunday Firesides: Sosyal Medya Herkesin Ergenliğini Uzatıyor

İnsanlar neredeyse evrensel olarak ergenliklerini, en azından ortaokul yıllarının kapsadığı kısmı, hayatlarının en sevmedikleri evresi olarak hatırlıyorlar.

Akranlarınızın gözlerini üzerinizde keskin bir şekilde hissettiğiniz bir zaman. Havalı olup olmadığını merak ediyorsun. Ve umutsuzca, umutsuzca havalı olmak istiyorsun. Popüler olmak istiyorsun. Beğenilmek istiyorsun. Tüm seçimleriniz, başkaları tarafından nasıl algılanacağı ve bu hedeflere nasıl ulaşılacağı ile ölçülür.

Dikkat çekmek için kaba mizah kullanırsınız. Onay almak için aşırı tuhaflıklara girersiniz. Uyum sağlamak için herkes gibi giyiniyorsun. O sırada bile kendinizi çok garip hissediyorsunuz ve geriye dönüp baktığınızda tek yapabileceğiniz sinmek.

Neyse ki, sonunda ergenliğin iniş çıkışlarını geride bırakıyorsun. Temelinizi buluyorsunuz. Kim olduğunuz konusunda daha güvende olursunuz ve kimliğinizin diğerleri arasındaki statünüzle giderek daha az ilgisi olur. Öz-bilinç duygunuz düşerken, bir bok vermeme duygunuz yükselir.

Ya da en azından, bu eskiden ortak yaşam yörüngesiydi. Sosyal medyanın şafağından önce.

Bu platformlarda, beğenildi kelimenin tam anlamıyla krallığın madeni parası olarak kalır. Hala seçimlerinizin onaylanmasını istiyorsunuz. Hala dikkat çekmek için küstah davranışlarda bulunmaya cezbedicisiniz. Kendinizi hala yaşıtların tüketimi için kimliğinizi çerçevelerken buluyorsunuz.

Yaşlanmanın geleneksel avantajlarından biri, bir zamanlar insanların ne düşündüğünü önemsemek için boşa harcanan enerjinin, üretken bir şekilde üretken olmaya kanalize edilebilmesidir.

Peki, sekizinci sınıftan yirmi, otuz yıl sonra insanlar bu değişimi hiç yapmazlarsa ne olacak?

Eğer sosyal medya insanları sonsuza dek başkaları tarafından yönlendirilen ergenlik pusunda tutarsa, bireye ve topluma maliyeti ne olur?



Source link

Bu da ilginizi çekebilir  2. Gün: Sosyal etkinlik: Fay hattı bira fabrikası
Teşekkürler Bunu zaten beğendin
Yorum yok